15 Mart 2015 18:15:06
Bir ada iki göç Çaykara Gökçeada
Aynı kültürün insanları olarak Gurbette olan bizler ve herkesi etkiledi.
Göç ederken insanlar, kendilerini sarıp sarmalayan
doğayı, toprağı, kültürü geride bırakarak yola koyulurlar. Hem geride kalan
hayatın hüznü hem de yeni bir başlangıcın heyecanı vardır içlerinde... Bir
acıklı yol hikayesidir göç. Bavullara büyük hatıraları, yitik düşleri,
parçalanmış umutları doldurup yollara düşmektir. Yıl 1947, Trabzon'un sahil
ilçesi Sürmene... Devletin, kimine göre nüfuslandırma kimine göre Türkleştirme
politikası kapsamında, Sürmene'nin Balıklı ve Baştımar köylerinden 15 aile
Gökçeada'ya göç eder. Topraklarının dağınık, engebeli oluşu ve sürekli heyelana
maruz kalması, bu ailelerin göç kararını almalarında etken olur. Ve içlerinden
yıllarca söküp atamayacakları bir acıklı göç hikayesinin baş kahramanları
olarak bir bilinmeze doğru yollara dökülürler. Bu yolculuğun öyle yaylaya
göçmek gibi olmadığını anlamaları uzun sürmez. Devlet güvencesi altında
olduklarını düşünen Sürmeneli göçmenler, başka bir iklime, başka bir kültüre,
başka bir geleceğe doğru yelken açarlar. Ancak kayıklarla adaya çıktıklarındaysa
Gökçeadalı Rumların tepkileriyle karşılaşırlar. İki tarafın karşılıklı
önyargıları ortadan kaldırmaları biraz zaman alır, ama zamanla iki toplum bir
arada yaşama kültürünün örneğini oluşturur. O tarihten sonra Gökçeada
Türkiye'nin dört bir yanından sürekli iç göç alır. Yıl 1973, Trabzon'un küçük
ilçesi Çaykara'nın en büyük köyü Şahinkaya...Karadeniz'de bitmek bilmeyen
heyelanlar ve afetler nedeniyle sürekli göç veren bir köy. Şahinkaya köyünden
61 hane, 1400 km. uzağa Gökçeada'ya yerleştirilmek üzere, büyük bir devlet
töreniyle kemençe ve horon eşliğinde uğurlanır. Adada sonradan geldikleri köyün
adını alacak olan bölgeye yerleştirilirler. Her şey ilk göçten daha kolay
ilerlemektedir. Bir ada iki göç... İki göç arasında geçen 26 yıl... İlk göç sarsıcı
etkiler bırakırken, ikinci göç en iyi şekilde organize edilmiş, devlet bir nevi
geçmişin hatalarını düzeltme çabası göstermiştir. Biz, göçü hep tek taraflı
olarak, yani adalı Rum halkın cephesinden-gidenlerin çerçevesinden gördük,
duyduk ve izledik. Evet, yaşananlar acı ve yüz kızartıcıydı zaman zaman. Ama
adaya göçenlerin yani gelenlerin cephesinden hiç dönüp bakmadık. Hele de aynı
bölgeden Karadeniz'den 1400 km. uzağa nasıl, hangi koşullarda göçmüştü bu halk?
Yaylalardan yayılan orman gülünün kokusunu almadan, kemençe sesi duymadan,
derelerin çağıltısını hissetmeden geçen yıllara rağmen Karadenizli kimliğini
korumaya çalışan yeni ada sakinleri ... BİR ADA İKİ GÖÇ belgeseli, Karadeniz'den
Gökçeada'ya uzanan kimi zaman hüzünlü, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman da
coşkulu iki göçün hikayesini kahramanlarının ağzından anlatmaktadır.
Haber : bha
ETİKETLER : Yazdır















